KENDİLERİNE BENZETMEK İSTİYORLAR

Yahudi - Hıristiyan işbirliği ile İslamiyet tamamen yok edilemeyince, yeni bir stratejinin  geliştirilmesine  ihtiyaç duyuldu. Bu maksatla, “Light İslam”  ismini verdikleri yeni bir proje geliştirdiler. “Light İslam” , hafif, yumuşak İslam manasına gelmektedir. Fakat gerçek manası, “ İslamın içinin boşaltılması” dır. Buna en kısa ifadeyle, “Kendilerine benzetme” projesi diyebiliriz.

Geçenlerde Hıristiyanlıkla ilgili bir bilgi lazım oldu, kaç tane Hıristiyana sordumsa  bilen olmadı. Bugün, Batı’da Hıristiyanların tamamına yakını, sorulduğunda, sadece Hıristiyan olduğunu söylüyor, bunun dışında; Hıristiyanlık nedir, kuralları nelerdir, nasıl Hıristiyan olunur, nasıl Hıristiyanlıktan çıkılır? bilen yok. Hıristiyanların dini bilgisi, sadece boyunlarına bir haç takmak ve Pazar günleri Kiliseye gidip Kilise müziğini dinlemekten ibaret.

Batı’nın istediği, Türkiye’de de bu tür din anlayışı ve yaşayışı olsun. Haftada bir cumaya gidilsin, cenaze namazları, bayram namazları kılınsın, bunu dışında İslamiyet ile ilgili bilgi sahibi olunmasın, İslami şuur olmasın. Bugüne kadar altı asırlık Osmanlı kültürü buna engel oluyordu. Artık bu sermaye de tükenmek üzere...

İçi boşaltılmış bu tip Müslümanlığı, Türkiye’nin dışında;Türk Devletlerinde, Balkanlarda çoktan gerçekleştirdiler. Türk devletlerinin çoğunda insanlar sadece Müslüman olduğunu biliyor, başka bir şey bilmiyor. Geçen Ramazan Kazakistanlı bir genç gelmişti. Konuşma esnasında rehber arkadaşa sigara teklif etti. Kabul etmeyince, sigarayı doktor mu yasakladı? diye sordu. Arkadaş, hayır bugün oruç  tutuyorum, diye cevap verdi. Bu defa da oruç nedir diye sordu. Müslümanlar her sene Ramazan da bir ay oruç tutarız, deyince, bu defa da Ramazan nedir? diye sordu.

Bu kimse Hıristiyan filan değildi, ateist de değildi. Samimi olarak Müslüman olduğunu söylüyor ve inanıyordu. Fakat o hale getirilmiş ki, Müslümanlıkla ilgisi, sadece Müslüman olduğunu bilmesinden ibaret kalmış...

Yine, Semerkand’dan gelen Numan Bey anlattı: “Büyük bir markette alış-veriş yapıyordum, bir genç geldi votka istedi, paketleyip kendisine verdiler. Genç parasını vermek üzere iken ” Burada domuz eti bulunur mu?” diye sordu. “Var tabii, ne kadar olsun?” dediler. Genç öfke ile eline aldığı votkayı bırakıp, “ Ben domuz satılan yerden alışveriş yapmam!” diyerek çıkıp gitti.”

Zavallı nereden duyduysa islamiyette domuzun yasak olduğunu duymuş; fakat başka yasaklardan, içkinin haramlığından haberi yok.

Yine orada türbe ziyaretinde bir şey dikkatini çekmiş Numan Beyin: Halk türbeye geliyor, ellerini kaldırıp bir müddet böyle kalıyor, sonra ellerini yüzlerine sürüp gidiyorlarmış. Merak edip kendilerine sormuş. Cevapları şu olmuş: Dedelerimiz anlatırlardı. Türbede eller açılıp bazı şeyler okunup sonra el, yüze sürülürmüş. Biz okunacak şeyleri bilmiyoruz, geriye ellerimizi yüzümüze sürmek kalıyor, biz de onu yapıyoruz.

Balkanlar’da da Müslümanlığın sadece ismi kalmış. Manevi değerlerinden o kadar uzaklaşmışlardı ki, Boşnaklar, savaştan önce  Sırplardan kız alıp vermekte bir sakınca görmüyorlardı, çocuklarına Müslüman ismi koyup koymamak onlar için bir şey ifade etmiyordu.

Türkiye’yi bu hale getiremedikleri için korkuyorlar. Çünkü, bugün Batı’da Hıristiyanlık bitmiş durumda; gençlerin çoğu ateist. Bunun için de bir arayış içindeler. Avrupa Birliğine, Türkiye bu hali ile girerse Avrupa  kendi halkından korkuyor. Türkler’den İslamiyeti öğrenir de Müslüman olur, Batının çehresi değişir  diye ödleri kopuyor. Bunun için de İslamiyeti emir ve yasakları olmayan tamamen ahlaki, felsefi bir sistem haline getirmek istiyorlar. Son senelerde Batı’nın öncülüğünde sık sık gündeme  getirilen, dinlerin birleştirilmesi, dinlerarası diyalog, hoşgörü programları da “Light İslam” projesinin bir parçasıdır.

Günümüz şartları da bu projeyi uygulamaya elverişli. Çünkü, farklı ekonomik sistemler sebebiyle yapılan kavgalar gerilerde kaldı artık. Yeni dönemde çatışmalar, farklı medeniyetler, inançlar arasında olacak.

Bu durum Amerika’nın da işine geliyor. Sovyet sisteminin çökmesi ile ABD, süper güç olarak yalnız kaldı, başka bir ifade ile düşmansız kaldı. İslam medeniyetini  kendine gizli düşman seçti. Zaman zaman müdahale edebilmek için  de fanatikler besleyip büyütmeğe başladı. ABD’nin Afganistan’daki Taliban’ı desteklemesi ve Taliban’ın İsyancı Usame bin Laden’i  teslim etmemesi bu planın bir parçası... Böyle olmasaydı, Afganistan’daki kampların ve Sudan’daki ilaç fabrikasının bombalanmasına nasıl bir mazeret bulacaklardı. ABD bir taraftan fanatikleri besleyip büyütüyor, diğer taraftan onları bahane ederek askeri güç kullanarak jandarmalığı elden bırakmıyor. “Ben ne dersem o olmalı”,  kuralını uyguluyor...

İslam dünyası, oynanan oyunları bilip terörizmden uzak durmalıdır. Demokrasi çağı olan günümüzde kavgasız bir şekilde farklı medeniyetler, asli değerlerini muhafaza ederek bir arada yaşamayı öğrenmelidir.  “Evrensel İnsan Hakları” da bunu gerektiriyor.